Yorgun Bir Merhaba


Tüm yorgunluklara, hayatın getirdiği tüm gerginliklere renkleri siper aldım. Belki de gerçek hayattan kaçmanın en güzel yolunu keşfettim kendimce. Renkli bir kaç yumak, bir kaç metre kumaş, inceden kalına tığlar, ufacık saksılarda açmasını umduğum birkaç küçük çiçek... Yetti de arttı şimdiye kadar. Sevdiğim insanlarla vedalaşıp evin yolunu tuttuğum zamanlarda yalnızlığıma yoldaş oldular. İlmek ilmek hayata sarılmanın ne demek olduğunu anladım ördükçe. Ördükçe kafamdaki taşlar yerine bir bir oturdu sanki.



İnsan sevdiği şeyi yapmalıydı tabi. Ben de öyle yaptım. Önce yolunda gitmeyen işleri güçleri hayatımdan çıkardım. Zaman, neler getirirmiş meğer insana. Ayrılamam, bırakamam dediğin şeyler için bile kalbini soğuturmuş mesela zaman. Severek çalıştığın işindeki tüm hevesin, haksızlıklar girince devreye zamanı da yok sayarmış. Ve kanayan parmak ne yaparsan yap kesilirmiş bir gün. Öyle de oldu, hayatımdaki kanayan yanları kesip atmayı öğreneli epey olmuştu zaten. Neticede bıçak keskindi, gönlüm yaralı ve kimi sevsem elinde tonlarca haksızlık saklıydı...

İşte tam da böyle bir zamanda yazıyorum şimdi. Biriktirdiğim tüm yorgunluklarla renklere kaçıyorum. Bir kaç güzel dosttan başka heybemde biriken sadece renkler çünkü. Yalnız kaldıkça, mutlu oldukça, umut ettikçe, gülümsedikçe, çokça ağladıkça, geleceği düşledikçe ve yaşadıkça bir ilmek daha atıyorum hayata. Ve hepinize benden yorgun bir merhaba...




3 yorum

  1. Merhaba :) Renkleriniz, ilmekleriniz hayatınıza hep neşe katsın...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar. Sevgiler... Güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim :)

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil